pattern

B1 Seviyesi - Hava ve İklim

Burada, B1 seviyesindeki öğrenciler için hazırlanmış güneş, yağmur, rüzgar ve sıcaklık gibi hava ve iklim kelimelerini öğrenirsin.

Gözden Geçir

Flash kartlar

biçimler

Yazım

Quiz

Öğrenmeye başla
B1 Stufe
der Sturm
der Sturm
[isim]

Ein sehr starker Wind, oft mit Regen oder Schnee

fırtına, kasırga

fırtına, kasırga

Ex: Wir bleiben wegen des Sturms zu Hause. 

Fırtına yüzünden evde kalıyoruz.

der Blitz
der Blitz
[isim]

Ein heller Lichtstrahl bei einem Gewitter

şimşek, yıldırım

şimşek, yıldırım

Ex: Ich habe den Blitz am Himmel gesehen. 

Gökyüzünde şimşeği gördüm.

der Donner

Das laute Geräusch, das nach einem Blitz kommt

gök gürültüsü, gürleme

gök gürültüsü, gürleme

Ex: Der Donner erschreckte die Kinder. 

Gök gürültüsü çocukları korkuttu.

das Klima
das Klima
[isim]

Die Gesamtheit der Wetterbedingungen an einem Ort über lange Zeit

iklim, hava koşulları

iklim, hava koşulları

Ex: Das Klima wird durch den Klimawandel beeinflusst. 

İklim, iklim değişikliğinden etkilenir.

die Wärme

Eine angenehme oder starke Hitze

sıcaklık, ısı

sıcaklık, ısı

Ex: Pflanzen brauchen Wärme zum Wachsen. 

Bitkilerin büyümek için ısıya ihtiyacı vardır.

die Kälte

Eine niedrige Temperatur oder das Gefühl von großer Kälte

soğuk, soğukluk

soğuk, soğukluk

Ex: Im Winter gibt es viel Kälte. 

Kışın çok soğuk vardır.

die Hitze
die Hitze
[isim]

Eine sehr hohe Temperatur oder große Wärme

sıcaklık, hararet

sıcaklık, hararet

Ex: In der Hitze schwitzt man viel. 

Sıcakta, çok terlenir.

neblig
neblig
[sıfat]

Verbunden mit oder voller Nebel

sisli, puslu

sisli, puslu

Ex: Neblige Tage sind kalt und feucht. 

Sisli günler soğuk ve nemlidir.

mild
mild
[sıfat]

Nicht extrem oder hart

hafif, ılımlı

hafif, ılımlı

Ex: Ein milder Richter berücksichtigt auch die Umstände der Tat. 

İlkbaharda sıcaklıklar genellikle ılıman olur.

bewölkt
bewölkt
[sıfat]

Mit vielen Wolken am Himmel

bulutlu, kapalı

bulutlu, kapalı

Ex: Bewölkte Tage sind oft kühler. 

Bulutlu günler genellikle daha serin olur.

sonnig
sonnig
[sıfat]

Mit viel Sonne und hellem Licht

güneşli, ışıltılı

güneşli, ışıltılı

Ex: Ich liebe sonnige Frühlinge. 

Güneşli baharları seviyorum.

windig
windig
[sıfat]

Mit starkem oder spürbarem Wind

rüzgarlı, esintili

rüzgarlı, esintili

Ex: Ich trage eine Jacke bei dem windigen Wetter. 

Rüzgarlı havalarda bir ceket giyerim.

die Wettervorhersage

Eine Aussage oder Information, die das zukünftige Wetter beschreibt

hava tahmini, hava durumu tahmini

hava tahmini, hava durumu tahmini

Ex: Heute ist die Wettervorhersage sonnig und warm. 

Bugün, hava tahmini güneşli ve sıcak.

der Wetterbericht

Ein Bericht, der aktuelle Wetterbedingungen und Vorhersagen beschreibt

hava durumu raporu, hava tahmini

hava durumu raporu, hava tahmini

Ex: Der Wetterbericht hilft uns, den Tag besser zu planen. 

Hava durumu raporu günü daha iyi planlamamıza yardımcı olur.

donnern
donnern
[fiil]

Ein lautes, tiefes Geräusch machen, das bei Gewitter entsteht

gürlemek, gök gürültüsü gibi ses çıkarmak

gürlemek, gök gürültüsü gibi ses çıkarmak

Ex: Der Himmel war dunkel, und es donnerte laut. 

Gökyüzü karanlıktı ve yüksek sesle gürlüyordu.

blitzen
blitzen
[fiil]

Ein helles Licht bei Gewitter erzeugen

şimşek çakmak, parlamak

şimşek çakmak, parlamak

Ex: Am Himmel blitzte es hell und laut. 

Gökyüzü parlak ve gürültülü bir şekilde şimşek çaktı.

hageln
hageln
[fiil]

Tausende kleine Eiskugeln vom Himmel fallen

dolu yağmak, dolu düşmek

dolu yağmak, dolu düşmek

Ex: Wenn es hagelt, gehe ich nicht nach draußen. 

Dolu yağdığında, dışarı çıkmam.

die Temperatur

Grad der Wärme oder Kälte

sıcaklık

sıcaklık

Ex: Welche Temperatur hat das Wasser? 

Suyun sıcaklığı nedir?

schneien
schneien
[fiil]

Wenn Schnee vom Himmel fällt

kar yağmak, kar düşmek

kar yağmak, kar düşmek

Ex: Wenn es schneit, wird alles weiß. 

Kar yağdığında, her şey beyaz olur.

frieren
frieren
[fiil]

Kälte empfinden

üşümek

üşümek

Ex: Friert ihr nicht im Zelt? 

Üşümüyor musunuz çadırda ?

wolkig
wolkig
[sıfat]

Mit vielen Wolken bedeckt

bulutlu, kapalı

bulutlu, kapalı

Ex: Trotz des wolkigen Wetters sind wir spazieren gegangen. 

Bulutlu hava rağmen, yürüyüşe çıktık.

regnerisch
regnerisch
[sıfat]

Mit viel Regen

yağmurlu, yağışlı

yağmurlu, yağışlı

Ex: Regnerische Tage eignen sich gut zum Lesen oder Filme schauen. 

Yağmurlu günler, kitap okumak veya film izlemek için harikadır.

stürmisch
stürmisch
[sıfat]

Mit starkem Wind oder heftigem Wetter

fırtınalı, kasırgalı

fırtınalı, kasırgalı

Ex: Das Meer war heute sehr stürmisch, deshalb durften die Boote nicht ausfahren. 

Deniz bugün çok fırtınalıydı, bu yüzden teknelerin dışarı çıkmasına izin verilmedi.

der Orkan
der Orkan
[isim]

Ein sehr starker, zerstörerischer Sturm mit extrem starkem Wind

kasırga, yıkıcı fırtına

kasırga, yıkıcı fırtına

Ex: Die Bewohner wurden vor dem Orkan gewarnt. 

Sakinler kasırga konusunda uyarıldı.

schwül
schwül
[sıfat]

Sehr warm und feucht

bunaltıcı, boğucu

bunaltıcı, boğucu

Ex: Ich mag keine schwüle Hitze, sie macht mich schnell müde. 

Bunaltıcı sıcaklığı sevmiyorum, beni çabuk yoruyor.

der Regenbogen

Eine bunte, halbkreisförmige Erscheinung am Himmel, die durch Sonnenlicht und Regentropfen entsteht

gökkuşağı, ebemkuşağı

gökkuşağı, ebemkuşağı

Ex: Man sagt, am Ende des Regenbogens liegt ein Schatz. 

Gökkuşağının sonunda bir hazine olduğu söylenir.

LanGeek
LanGeek uygulamasını indir