irse a la cama para dormir

yatmak, yatıya gitmek
quitar el vello del rostro usando una herramienta para afeitar

tıraş olmak
O, banyo aynasının önünde tıraş olur.
lavarse el cuerpo con agua, generalmente en la bañera o la ducha

yıkanmak, banyo yapmak
Su tasarrufu için hızlı yıkanır.
limpiar los dientes usando un cepillo

dişlerini fırçalamak
Her zaman uyumadan önce dişlerimi fırçalarım.
abrir los ojos y dejar de dormir

uyanmak
Bugün mutlu uyanıyorum.
estar en estado de sueño o descansar mientras se está inconsciente

uyumak
Dün gece iyi uyudun mu ?
lavarse el cuerpo usando una ducha

duş almak
Genellikle saat kaçta duş alırsın ?
quitar la suciedad con agua u otro líquido

yıkamak
Mutfak gereçlerini iyice yıka.
dejar de estar acostado y despertar completamente

kalkmak
ponerse maquillaje en la cara

makyaj yapmak
O, bir randevudan önce her zaman makyaj yapar.
pasar un peine o cepillo por el pelo para arreglarlo

taramak, fırçalamak
Çocuklar saçlarını taramak istemiyor.
colocar una prenda de vestir sobre el cuerpo

giymek
Oğlum montunu kendi başına giyer.
limpiarse el cuerpo o una parte del cuerpo con agua y jabón

yıkanmak
Akşam yemeğinden önce hızlıca yıkandılar.
parte delantera de la cabeza, donde están los ojos, la nariz y la boca

yüz
O, üzgün bir yüz yaptı.
quitar la humedad o el agua del cuerpo o de algo

kurutmak, silkelemek
Yemekten önce ellerini kurutuyorlardı.
conjunto de fibras que crecen en la cabeza o en otras partes del cuerpo

saç, kıl
Saçının rengi kahverengidir.
poner ropa a uno mismo

giyinmek, giymek
Yolculuk için rahat kıyafetler giymeyi unutma.
objeto con cerdas para limpiar o peinar

fırça, tarak
Annem saçımı taramak için bana bir fırça veriyor.
producto que se usa para lavar el cabello

şampuan
Şampuan banyoda temel bir üründür.
sustancia que se usa con agua para lavar o limpiar

sabun
Sabun duşun zeminine düştü.
sustancia cremosa que se usa con un cepillo para limpiar los dientes

diş macunu
Bu diş macunu markasını seviyorum.
objeto con dientes que se usa para peinar el cabello

tarak, tarak
Kullandıktan sonra tarakı temizleyin.
aparato eléctrico que emite aire caliente para secar el cabello

saç kurutma makinesi
Saç kurutma makinesi hızlı ısınır.
tela que se usa para secarse el cuerpo o las manos

havlu, el havlusu
Plaja bir havlu götürüyorum.
adverbio que indica que algo ocurre con frecuencia o de manera típica

genellikle
Genellikle hafta sonları birlikte akşam yemeği yeriz.
indica que algo ocurre de manera habitual o regular

normalde
Bu şehirde, normalde temmuz ayında sıcak olur.
conjunto de acciones que se repiten regularmente

rutin, alışkanlık
Sağlıklı bir rutin takip etmek enerjiyi artırır.
zona rural, lejos de la ciudad y rodeada de naturaleza

kırsal
Los animales viven libres en el campo.
conjunto grande y organizado de edificios y calles donde vive mucha gente

şehir
O şehir çok tarihe sahip.
permanecer en un lugar o situación hasta que ocurra algo o llegue alguien

beklemek
Birlikte bekledik filmin sonunu.
viajar a algún lugar por ocio, trabajo o estudio
vehículo que vuela y transporta personas o cosas por el aire

uçak
Uçak sekizde kalktı.
vehículo grande que navega por el agua y transporta personas o cosas

gemi
Çocuklar plajdan bir gemi gördüler.
vehículo formado por varios vagones que se mueve sobre rieles y transporta personas o cosas

tren, demiryolu aracı
Çocuk hiç trenle seyahat etmemiş.
lugar donde la gente puede dormir y comer pagando

otel
Otelin restoranında yiyoruz.
permanecer en un lugar sin irse

kalmak, oturmak
Daha fazla kalamam, gitmem gerekiyor.
tiempo libre que una persona tiene para descansar o viajar

tatil, izin
Tatilden sonra işe dönüyorum.
adverbio que indica que alguien está disfrutando de un período de descanso o viaje

tatilde
Mesajına cevap veremem, tatile çıktım.