tahmin etmek
Pazar analizine dayanarak iş girişiminin başarısını tahmin etti.
Burada, "tahmin etmek", "beklemek" ve "kehanette bulunmak" gibi tahmin ve beklenti ile ilgili bazı İngilizce fiilleri öğreneceksiniz.
Gözden Geçir
Flash kartlar
Yazım
Quiz
tahmin etmek
Pazar analizine dayanarak iş girişiminin başarısını tahmin etti.
tahmin etmek
Yazılım, geçmiş verileri analiz ederek kullanıcı davranışındaki gelecek eğilimleri tahmin edebilir.
öngörmek
O, gelecek zorlukları öngörebiliyordu ve erken hazırlanmaya başladı.
önceden belirtmek
Toplantı sırasındaki ani sessizliği haber veriyordu beklenmedik haberlerin.
ileriyi düşünmek
Bireyler, gelecekteki refahlarını güvence altına almak için, emeklilik için birikim yapmak veya eğitime yatırım yapmak gibi finansal kararlar almak için ileriyi düşünür.
kehanette bulunmak
Spiritüel lider, vizyonlar ve rüyalar aracılığıyla kehanette bulunma iddiasındaydı.
kehanette bulunmak
Eski kâhin, bireylerin kaderini vizyonlar aracılığıyla önceden söylemek iddiasındaydı.
işaret etmek
Beklenmedik diplomatik gerilimler, önümüzdeki çalkantılı bir dönemin habercisi olabilir.
delalet etmek
Eserin üzerindeki eski sembolün, yaklaşan önemli bir olayı önceden haber verdiği düşünülüyordu.
kehanette bulunmak
Bazı kültürlerde kurtların uluması, yaklaşan tehlikeyi haber vermek olarak kabul edilirdi.
işareti olmak
Ufukta toplanan kara bulutlar, günün ilerleyen saatlerinde şiddetli bir yağmura işaret ediyor.
önceden görmek
Stratejik bir düşünür, olası sonuçları önceden görebilir ve etkili stratejiler tasarlayabilir.
kehanette bulunmak
Eski kahinin bireylerin kaderini önceden tahmin ettiğine inanılırdı.
tahmin etmek
Bazı kültürlerde, yaşlıların toplumlarının kaderini kehanet ettiği düşünülür.
tahmin etmek
Bilim insanı, araştırma bulgularına dayanarak yeni bir türün keşfini öngördü.
beklemek
Öğrenciler sınav sonuçlarının açıklanmasını heyecanla bekliyor.
korkmak
Zor haberi vermek zorunda oldukları anı korkuyla bekliyorlardı.