Toplum, Hukuk ve Siyaset - Ayrılmak veya Kaçmak
"The bird has flown" ve "do a moonlight flit" gibi İngilizce deyimlerin İngilizcede ayrılma veya kaçmayla nasıl ilişkili olduğunu keşfedin.
Gözden Geçir
Flash kartlar
Quiz
to begin to leave somewhere by running fast

tabana kuvvet kaçmak, topuklamak
Havai fişekler çok yakında patlayınca kalabalık topukladı.
said to mean that a person that one looks for has fled or left

kuş uçtu, çoktan kaçtı
Onu burada aramakla uğraşma; kuş uçtu.
(of a soldier) having left one's military duty without being permitted to do so

izinsiz firarda, görev yerini izinsiz terk etmiş
Görev sırasında izinsiz firar etmek ciddi suçlamalara yol açabilir.
to depart or leave a place, often with the intention of avoiding a difficult or uncomfortable situation

ayrılmak, sessizce ayrılmak
Partide işler kızışınca onu sessizce ayrılırken gördüm.
moving from one place to another in an attempt to not get caught or arrested

kaçak durumda, yakalanmamak için sürekli hareket ediyor
Suçlu geçen ayki soygundan beri kaçak durumda.
to suddenly disappear from sight, particularly in order to hide from someone

aniden kaybolmak, birinden saklanmak
Yetkililerin kendisini aradığını duyunca aniden kayboldu.
to escape in order to not get caught or not to be with someone

birinden kurtulmak, yakalanmamak için kaybolmak
Takipçilerinden dar bir ara sokağa girerek kurtuldu.
to leave somewhere, often hastily

hemen tüymek, aceleyle kaçmak
Yanlış partiye geldiklerini anlayınca hemen tüydüler.
to start to leave a place to get to somewhere else

yola koyulmak, harekete geçmek
Son trene yetişmek için erken yola çıktılar.
running away in an attempt not to get caught

kaçak durumda, yakalanmamak için kaçıyor
Belgeleri alıp iz bırakmadan kaçtılar.
used to refer to a someone or something that suddenly disappears, particularly in a way that is mysterious or suspicious

sırra kadem basmış, iz bırakmadan kaybolmuş
Denetim başlayınca dosyalar iz bırakmadan kayboldu.
an instance of someone becoming impossible to find, particularly when they are needed, wanted, or in a difficult or unpleasant situation

ani ortadan kaybolma, sırra kadem basma
Duruşma başlamadan önce tanık ortadan kayboldu.
to leave a place secretly and as fast as one can, particularly in order to avoid paying one's debts

gece vakti sıvışmak, borçtan kaçıp gitmek
Sabaha kadar aile gece vakti sıvışmış, daire de bomboş kalmıştı.
to leave a group, project, or situation when things become difficult
to manage to escape from a prison

hapisten kaçmak, cezaevinden firar etmek
Söylentiye göre temyizi görülmeden önce hapisten kaçmayı planlıyor.
![to [bust] a move to [bust] a move](/assets/img/no-pic-260w.png)